PROFESYONEL TARIM MODELİ

 PROJESİ ÖZETİ

2007 yılı ve 2008 yılının başlarında ortaya çıkan dünya gıda krizi, insanoğlunun en temel gereksinimi olan beslenmesini etkilediği için, etkisi diğer krizler kadar dolaylı olmamaktadır.

Ekonomik kriz, petrol krizi, küresel kriz ve benzeri krizler aslında bu gıda krizi sorununun yansımasıdır.

Dünya çapında gıda fiyatlarındaki yüksek artışlar bir küresel krize dönüşmüş, siyasal ve ekonomik istikrarsızlıklarla tüm ülkelerde sosyal huzursuzluklar ortaya çıkmıştır. Dünya gıda krizinin temel nedeni arz ve talep dengesinin değişmesi ile ilgilidir.

BM yetkilileri, “Gıda fiyatlarındaki inanılmaz yükseliş, dünya çapında öngörülmemiş bir kriz oluşturuyor ve özellikle de şehirlerde yaşayan yoksul kişileri tehdit ediyor” yorumunda bulunmaktadır.

Artan nüfus, mevcut doğal kaynakların etkin kullanılamaması, değişen yaşam şekilleri ve standartları gibi pek çok etken dünyanın doğal kaynaklar bakımından taşıma kapasitesinin aşılmasına neden olmuştur.

Böyle bir ortamda yerküre, artık mevcut insan topluluklarına yetemez hale gelmiş ve neredeyse ikinci bir yerküreye ihtiyaç duyulmaya başlanmıştır.

*  Sürekli artan nüfus,

*  Kırsaldan kentlere sürekli göç,

*  Gıda hammaddesi üretecek çiftçi varlığının sürekli azalması,

*  Ülkemizde ve dünya da çiftçi varlığının yaş ortalamasının sürekli artması,

*   Verimli tarım arazilerinin imara açılması,

*   Erozyon, Küresel ısınma, ormanların yok olması,

*   Yanlış politikalar v.b.

Tüm bunların sonucunda, dünya gıda krizi ortaya çıkmış ve tüm ülkeleri etkisi altına almıştır.

Neticede, geçmiş tecrübeler, tarımın stratejik önemini bir kez daha gözler önüne sermiştir. Halihazırda gıda fiyatlarındaki yükseliş, 2007/08 krizine benzerliği nedeniyle piyasalarda tedirginlik yaratmaktadır. Bu durum, küresel piyasaların yakın takibini zorunlu kılmaktadır.

Kısa vadede özellikle bu fiyat artışlarından güç alacak spekülatif hareketlere karşı önlemler alınmalıdır.

Bununla birlikte, dünya nüfusunun 2050 yılına kadar 9 milyara ulaşacağı ve bu nüfusun doyurulabilmesi için gıda üretiminin yaklaşık % 70 arttırılması gerektiği öngörülmektedir.

Ayrıca, gelişmekte olan ülkelerdeki büyüyen orta sınıf da gıda harcamalarını arttırmaktadır. Bu nedenlerle uzun vadede, gıda ürünlerine olan talep artışı kaçınılmaz olacağından tarımsal üretim ve verimliliğinin arttırılmasına yönelik çalışmalar hızlandırılması tüm dünya ülkelerinin öncelikli gündemindedir.

Ülkemiz; Fındıktan kayısıya, incirden kiraza kadar Türkiye bir çok tarımsal ürün üretiminde dünya lideri iken piyasayı başka ülkeler belirliyor. Türkiye’nin 1,5 trilyon dolarlık dünya tarım ihracatı içinden daha fazla pay alabilmesinin yolu katma değer yaratmak ve markalaşmadan geçmektedir.

Türkiye’nin ve gelişmekte olan ülkelerin sorunu sadece tarımsal ihracat yapmasından öte ‘markalı-katma değerli tarımsal ihracat’ yapamaması olduğu gibi üstüne verimli tarım topraklarını terk etmsidir.

Buna da sebep; verimlilik, kalite, Ar-Ge, teknoloji, pazarlama stratejileri gibi ‘rekabetçi’ etkenlerin devreye girmesidir.

Bu proje; Ülkemiz eksiklikleri ve ihtiyaçlarına yönelik tespitler sonucunda doğmuş olup, Bu eksikliklerin giderilmesi ve ihtiyaçlarının karşılanması, tarımsal faaliyetlere profesyonel bir bakış amaçlanmaktadır.

Ülkemiz üreticisi ulusal/uluslararası pazarlara açılırken; finansal, idari ve teknik yapısından, pazardan kaynaklanan engel ve sorunlarla karşılaşabilmektedir. Bu engel ve sorunlar aşağıda sıralanmıştır.

Karşılaştıkları Sorunlardan Bazıları

Teknoloji ve AR-GE                                          – Yetişmiş Eleman ve Dil Sorunu

Üretim Maliyetleri                                             – Taşıma-Depolama ve Dağıtım

Standardizasyon                                                 -İhracat Kontrolleri

Rakipler ve Rekabetin Şiddeti                         – Güvenlik: CE İşareti

Çevre: ISO 14000                                               – Kalite: Iso 9000 Kalite Standartları

Kültür                                                                   –   Ülke ve Firma İmajı

Hükümet Uygulamaları ve İthalat Kotaları

 

SONUÇTA;

İnsanoğlu; her ne kadar gelişmiş, zengin, medeni ve ileri teknoloji sahibi bir ülke olursa olunsun, en nihayetinde temel ihtiyaçları aynıdır.

Beslenme, Barınma ve Sağlık

En Temelde Ülke Politikaları: Bilime ve modern teknolojilere dayalı olarak; toplumun sağlıklı beslenmesini, gereksinimlerini yeterli nicelik ve nitelikte karşılayabilen, biyolojik çeşitliliğini koruyan ve toplumsal yarara dönüştürebilen, ekonomik, ekolojik ve sosyal açıdan sürdürülebilir, verimliliği artan tarım ve tarımsal sanayiinin de katkısıyla, uluslararası alanda rekabet edebilen gelişmiş bir ülke hedeflemektedir.

“TARIMDAN ASLA VAZGEÇİLEMEZ”

Hiçbir Dünya ülkesi, imkanları dahilde gıda ve gıda üretimine hammadde tedarik eden tarımsal faaliyetlerden vazgeçemez, aksine her ne kadar gelişmiş, zengin, medeni ve ileri teknolojiye sahip olursa olsun…

Her daim tarım ve gıda sektörüne yatırım yapmak, destek vermek, teşvik etmek, yatırımcı bulmak, yeni pazarlar aramak zorundadır.

Gıda ve gıda üretimine hammadde tedarik eden tarımsal faaliyetlerden vazgeçmek, gerekli hassasiyeti göstermemek bir ülke için ileride ULUSAL GÜVENLİK SORUNU haline dönüşebilir.

«Tarım; insanoğlunun ilk mesleği olduğu gibi, yine son mesleği de tarım olacaktır.»

 

ÜLKEMİZDEKİ TARIM’IN DURUMU

Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de ekonomik gelişmeler hızla devam etmektedir. Günümüzde artan dünya ticaret hacmi ve gittikçe şiddetlenen rekabet ile birlikte, şirketlerin pazar paylarını yükseltme çabaları hızla artmaktadır. Bu rekabet ortamında ayakta kalabilmek uluslararası alanda başarılı olmaya bağlıdır.

Dünyada henüz tam adı konmamış ama herkes tarafından bilinen bu gıda krizi, aslında ülkemizin kalkınması için yeni bir fırsat yaratmıştır.

Ülkemizin, Dünya’da en fazla endemik bitki çeşitliği sahip, dört ayrı mevsim varlığı, jeopolitik konumu, 0 rakımından 2500 rakıma kadar 12 ay aralıksız tarım üretebilen, genç ve dinamik nüfusu ile bilgi, tecrübe ve alt yapısı hazır olan ender belki de tek ülkedir.

Ülkemiz, tarım ve gıda üretimi için topoğrafik, jeolojik, iklimsel ve endemik her türlü imkâna sahip olduğu gibi, Asya, Avrupa, Ortadoğu ve Avrasya’nın arasında köprü vazifesi gören, 4 saatlik uçuş mesafesinde 50 den fazla ülkeye ulaşabilen yine tek ülke konumundadır.

Ülkemizin kalkınma planlarında, tarım ve gıda sektörüne doğru strateji ile yeterli desteği vermesi halinde; yakın ve orta zaman diliminde dünya gıda sektörünün lider söz sahibi ülke konumuna taşınabilir.

    Ülkemizin şartları ve sektörü bu potansiyele fazlasıyla sahiptir.

 

Ülkemiz bir tarım ülkesi ve tarım üretebilmek, ulusal ve uluslararası pazarlara en kolay ulaşabilecek, dünya tarım ve gıda ticaret hacminden en fazla paya sahip olabilecek bir potansiyele sahip bir konumda olmasına rağmen;

Türkiye’nin tarım sektöründe yaşanan yapısal sorunları işgücü, toprak, su, sermaye, veri yetersizliği, tarım-çevre ilişkisi ve AR-GE eksikliğinden oluştuğu yetersizlikler bu imkânlarımızı kullanılmaz hale getirmektedir.

 

Bu sorunların başında;

  1. Tarımda çalışan mevcut işgücünün eğitim seviyesinin düşük olması,
  2. Genç nüfusun tarımsal üretimde kalmasının teşvik edilememesi ve genç nüfusun tarımda istihdamını sağlayacak tedbirler alınamaması,
  3. Yeniliklerin ve tarımı ilgilendiren her türlü bilginin (teknolojik ya da yasal değişiklikler vb) tarım sektörüne aktarılmasında hızlı davranılamaması,
  4. Eğitimli ara eleman açığının kapatılmaması,
  5. Çiftçimizin yaş sınırın yüksek olması (60 yaş üzerinde)
  6. Hala atadan süregelen yöntemlerle tarım üretmeye çalışılması,
  7. Köyden-Kente göçün engellenememesi,
  8. Verimli tarım arazilerinin terk edilmesi,

…olmak üzere birçok sosyal ve çevresel sorunlarımızın mevcut olduğu herkesin malumudur.

 

 

SON ON YIL’DA

Ülkemizin en değerli varlıklarından biri olan tarım topraklarımız son 10 yılda 4,5 milyon hektar eridiğini görmekteyiz. Bu kaybedilen tarım toprağımızın büyüklüğü Belçika ülke büyüklüğü kadar olduğuna dikkatinizi çekmek isterim.

***Oysa topraklarımızın verimli kullanılması “ANAYASAMIZIN 44. Maddesi” ile güvence altına alınmıştır.

***“5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununda”  açıkça topraklarımızın verimli kullanılması, üretimden vaz geçilemeyeceğine, bu gibi durumlarda devletin projelerle tekrar bu toprakların üretime dâhil edilmesi gerekliliğini yetkililere emretmektedir.

Bu tarımı terk etmiş boş ve atıl durumda kalan topraklarımız bir tarafta işlemeyi ve üretime katılmayı beklerken, Ülkemizde aynı zamanda iş ve iş olanakları bekleyen ziraat mühendisi, gıda mühendisi, veteriner gibi yetişmiş, kalifiye iş gücümüz olan bu mühendislerimizden yaklaşık 40.000 bin kişi işsizdir. Ve bu yetişmiş iş gücümüze her yıl 5.000 binden fazla yeti mezun eklenmektedir.

Söz konusu bu projemizde üretimi terk etmiş bu verimli tarım arazilerini, on binlerce işsiz yetişmiş iş gücümüzü de kullanarak tekrar ülkemiz ekonomisine kazandırmak, bu kazanımı profesyonel hale getirebilmek arzusundayız.

Bu proje sayesinde hem atıl kalan tarım arazilerini profesyonel tarım modeli ile yeniden örnek bir model üretmiş olunacak, hem de bu tarım topraklarını üretime tekrar kazandırırken, on binlerce mühendisimize istihdam ve kendi işini kurabilme olanağı sağlamış olacaktır.

 

“Profesyonel Tarım Modeli” sunumu için sizleri TARIMKON Genel Merkezine bekleriz. Bu projenin hayata geçebilmesi adına TARIMKON çalışmalarını sürdürmektedir.