Çiftçinin maliyetini koruyan, pazarda fiyat baskısını azaltan politika reform modeli
Türkiye’de tarımsal üretim yalnızca tarlada verilen emekle değil, sezon boyunca taşınan maliyet baskısıyla da şekillenmektedir. Çiftçi çoğu zaman ekim döneminde tohumu, gübreyi, mazotu, ilacı, sulamayı ve işçiliği bugünün fiyatlarıyla planlamakta, ancak hasada kadar geçen sürede oluşan girdi enflasyonu ve finansman maliyeti artışı karşısında yalnız kalmaktadır. Bu nedenle üreticinin asıl sorunu yalnızca destek alıp almaması değil, aldığı desteğin sezon sonunda reel değerini koruyup korumamasıdır.
Mevcut destekleme mimarisinde kullanılan birim destek yaklaşımı önemli bir güvence sağlamaktadır. Ancak desteklerin büyük bölümü sezon başındaki maliyet varsayımına göre hesaplandığında, ekim ile hasat arasındaki dönemde oluşan maliyet farkı doğrudan çiftçinin üzerinde kalmaktadır. Girdi fiyatları yükseldikçe üretim maliyeti büyümekte, nakit açığı artmakta, kredi ihtiyacı yükselmekte ve yüksek faizli finansman maliyeti üretim maliyetine eklenmektedir. Bu zincir yalnızca üreticiyi zorlamaz, aynı zamanda hasat sonrası ürün fiyatları üzerinde de yukarı yönlü baskı üretir.
Bu nedenle önerilen model, mevcut destekleme sistemine entegre edilecek yeni nesil bir Ekim–Hasat Enflasyon Farkı Desteği, EHED mekanizmasını önermektedir.
Modelin temel yaklaşımı nettir. Çiftçinin ekim dönemindeki referans maliyeti, hasat dönemine kadar geçen sürede oluşan Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi, Tarım GFE artışı kadar otomatik biçimde güncellenmelidir. Böylece destek sistemi yalnızca nominal destek veren yapı olmaktan çıkıp, çiftçinin gerçek maliyetini dikkate alan reel maliyet koruma sistemine dönüşecektir.
Bugün çiftçi ekim döneminde yaptığı harcamaları çoğu zaman sabit maliyet varsayımıyla planlamakta, ancak sezon içinde:
• Mazot fiyatı artmakta,
• Gübre maliyeti yükselmekte,
• Zirai ilaç fiyatları değişmekte,
• Sulama giderleri büyümekte,
• Finansman maliyeti ağırlaşmaktadır.
Hasada kadar oluşan bu maliyet farkı çoğu zaman mevcut destekleme hesaplamasına sistematik biçimde yansımamaktadır. Böylece desteklerin reel etkisi zayıflamakta, çiftçi giderek daha yüksek maliyet baskısıyla üretim yapmak zorunda kalmaktadır.
Önerilen model bu sorunu doğrudan hedeflemektedir.
Sistem üç temel veri omurgasıyla çalışmalıdır:
• Ekim dönemi referans maliyeti,
• Hasat dönemine kadar oluşan Tarım GFE değişimi,
• Ürün bazlı destekleme katsayısı.
Bu yapı sayesinde ekim ile hasat arasındaki maliyet farkı otomatik biçimde hesaplanabilir ve belirlenen katsayı oranında destekleme kapsamına alınabilir.
Örneğin ekim döneminde belirlenen referans maliyet ile hasat dönemindeki Tarım GFE arasında yüzde 30’luk artış oluştuğunda, sistem bu farkı otomatik olarak hesaplar ve belirlenen destek katsayısı üzerinden üreticiye yansıtır. Böylece çiftçi sezon boyunca oluşan maliyet baskısına karşı daha korunaklı hale gelir.
Modelin temel amacı yalnızca üreticiyi desteklemek değildir.
Asıl amaç:
• Üretim sürekliliğini korumak,
• Çiftçinin reel maliyet riskini azaltmak,
• Sezon içi finansman ihtiyacını düşürmek,
• Yüksek faizli borçlanmayı azaltmak,
• Arz sürekliliğini güçlendirmek,
• Fiyat oynaklığını sınırlamak,
• Gıda enflasyonu üzerinde yapısal dengeleyici mekanizma oluşturmaktır.
Çünkü tarımsal enflasyon yalnızca pazarda başlamamaktadır. Çoğu zaman ilk baskı üretim sezonu içinde oluşan maliyet artışlarından kaynaklanmaktadır. Üretici yüksek maliyetle üretim yaptığında, bu baskı zaman içinde tüketici fiyatlarına yansımaktadır.
Bu nedenle EHED modeli yalnızca tarımsal destek reformu değildir. Aynı zamanda:
• Gıda enflasyonu yönetimi,
• Arz güvenliği,
• Kırsal dayanıklılık,
• Finansman baskısının azaltılması,
• Üretim planlaması,
• Piyasa istikrarı açısından stratejik bir ekonomik dengeleme mekanizmasıdır.
Model aynı zamanda kamu maliyesi açısından da uzun vadeli koruma sağlar. Çünkü üretici sezon içinde aşırı maliyet baskısıyla karşılaştığında ya üretim alanını daraltmakta ya da yüksek finansman maliyeti nedeniyle fiyatları yukarı taşımaktadır. Bu durum orta vadede daha büyük destek ihtiyacı ve daha yüksek enflasyon baskısı üretmektedir.
Oysa maliyet şoklarını sezon içinde yumuşatan bir sistem, daha stabil üretim yapısı oluşturur. Daha stabil üretim ise daha öngörülebilir arz anlamına gelir. Daha öngörülebilir arz ise fiyat oynaklığını azaltır.
Bu nedenle EHED modeli, destekleri yalnızca “para transferi” olmaktan çıkarıp, üretim sistemini dengeleyen akıllı maliyet koruma mekanizmasına dönüştürmektedir.
Modelin başarısı aşağıdaki göstergelerle ölçülebilir:
• Sezon içi çiftçi borçlanmasının azalması,
• Üretim alanı daralmasının yavaşlaması,
• Tarım GFE ile üretici fiyatı arasındaki baskının azalması,
• Ürün bazlı arz sürekliliğinin güçlenmesi,
• Gıda fiyat oynaklığının düşmesi,
• Desteklerin reel etkisinin korunması.
EHED modeli, yalnızca çiftçinin maliyetini koruyan bir destek sistemi değildir.
Bu yaklaşım:
• Üretimi koruyan,
• Kırsalı ayakta tutan,
• Piyasayı dengeleyen,
• Enflasyon baskısını azaltan,
• Gıda arz güvenliğini güçlendiren yeni nesil tarımsal dayanıklılık modelidir.
Çünkü geleceğin güçlü tarım sistemi, yalnızca üretimi destekleyen değil, üreticinin sezon boyunca taşıdığı maliyet riskini de yönetebilen sistem olacaktır.
Çiftçini


