ANADOLU ÇİFTÇİ MECLİSİ-ANAÇİM

ANADOLU ÇİFTÇİ MECLİSİ
YÖNETİCİ ÖZETİ
Anadolu Çiftçi Meclisi, Türkiye tarımında sahadan gelen gerçekliği duygusal söylemle değil, doğrulanabilir veri ile ulusal karar süreçlerine taşıyan, havza bazlı çalışan bir ortak akıl ve karar destek sistemidir. Modelin çıkış noktası nettir. Türkiye tarımı tek tip değildir, her il, her ilçe ve her havza üretim, hasat, depolama, lojistik, pazarlama ve tüketime uzanan zincirde farklı sorunlar ve farklı çözüm ihtiyaçları taşır. Buna karşın mevcut düzenleyici çerçeve çoğu zaman genel bir omurga kurar, ancak sahadaki farklılaşmayı her bölgede aynı etkinlikle yakalayamayabilir. Anadolu Çiftçi Meclisi bu boşluğu, sahadan başlayarak standartlaştırılmış, kanıtlanmış ve karşılaştırılabilir raporlar üreten bir mekanizma ile kapatır.
Sistemin temel vaadi, sahadan karar vericiye ulaşan bilginin süreç içinde bağlam kaybetmesini engellemektir. Bu proje, kurumları dışlayan bir yaklaşım kurmaz. Ama sahadan gelen bulguların farklı kademelerde yorumlanarak zayıflamasına karşı, tek metodolojiyle çalışan bir kayıt ve doğrulama disiplini kurar. Her bulgu standart form seti ile kayda alınır, kanıt sınıfı ile etiketlenir, doğrulama protokolü ile kontrol edilir. Böylece raporlar kişiye göre değişen yorum metinleri olmaktan çıkar, aynı dilde üretilmiş, izlenebilir ve yönetilebilir bir veri seti haline gelir.
Modelin omurgası Türkiye’nin 30 tarım havzasıdır. Her havzada üretim, hayvancılık, örgütlenme, teknik meslek grupları, pazar bileşenleri ve kapsayıcılık boyutlarını aynı anda taşıyan 19 kişilik Havza Temsil Heyeti çalışır. Havzalar arası eşit temsiliyet, adaleti ve karşılaştırılabilirliği güvence altına alır. Havzalardan gelen veriyi tek metodolojiyle birleştiren, kalite güvencesini ve doğrulamayı yürüten, ulusal raporu üreten Genel Sekreterlik ise kurumsal çekirdektir. İlçe ve il düzeyinde üretilen saha bilgisi havzada konsolide edilir, ulusal ölçekte risk bantlarına, öncelik setlerine ve çözüm portföyüne dönüşür.
Anadolu Çiftçi Meclisi, sorun envanteri üretmek için değil, her havza için uygulanabilir çözümler geliştirmek için tasarlanmıştır. Her rapor, yalnızca tespit içermez. Her havza için çözüm paketi, sorumlu paydaş haritası, zaman planı ve ölçülebilir KPI seti ile birlikte sunulur. Bu yaklaşım, şeffaflık, hesap verebilirlik, paydaş katılımı, zarar vermeme ve veri koruma mantığıyla uyumlu bir kamu politika girdisi üretir. Kişi ve kurumları hedef alan bir dil kullanılmaz, sorunlar sistem ve veri üzerinden tarif edilir, itiraz ve düzeltme kayıtları izlenebilir biçimde yönetilir.
Raporlama ritmi yılda iki kez ulusal rapor üretimi üzerine kuruludur. Birinci rapor ekim dönemi öncesi ve sırasında riskleri, hazırlık ihtiyaçlarını, girdi ve su baskısını, hastalık ve zararlı risklerini görünür kılar. İkinci rapor hasat sonrası gerçekleşen sonuçları, kayıpları, pazar performansını ve çözüm paketlerinin etkisini ölçer. Böylece tarım yılı, yalnızca konuşulan değil, ölçülen, izlenen ve sonuç üreten bir yönetim döngüsüne bağlanır. Bu iki rapora ek olarak havza bazlı konsolidasyon ve önceliklendirme çıktılarıyla yıl içinde karar vericiyi besleyen düzenli bir veri akışı hedeflenir.
Model, tarımın her paydaşı için somut kazanım üretir. Üretici için sahadaki sorunun görünür olması, çözümün takvim ve sorumlulukla tanımlanması, gelir öngörülebilirliğinin güçlenmesi anlamına gelir. Kamu için sahadan gelen kanıta dayalı önceliklendirme ve daha isabetli politika tasarımı zemini oluşur. Özel sektör ve alıcılar için arz sürekliliği, kalite standardı ve tedarik güvenilirliği güçlenir. Akademi ve uzmanlar için sahaya temas eden doğrulanabilir veri alanı açılır. Ülke düzeyinde ise gıda arz güvenliği, iklim risklerine dayanıklılık ve kırsal kalkınma kapasitesi aynı çerçevede büyütülür.
Özetle Anadolu Çiftçi Meclisi, bir toplantı düzeni değil, Türkiye’nin tarımını sahadan başlayarak güçlendiren bir ulusal tarım karar destek sistemidir. Sahadan gelen farklılaşmış gerçeği bozmadan toplar, tek metodolojiyle doğrular, havza bazında çözüm paketine dönüştürür, ulusal ölçekte karşılaştırılabilir ve izlenebilir raporlar halinde karar vericiye sunar. Bu sayede tarım politikaları sahaya daha hızlı uyum sağlar, kaynaklar doğru önceliklere yönelir, riskler erken görünür olur, çözüm üretimi ölçülebilir hale gelir.
ANADOLU ÇİFTÇİ MECLİSİ GİRİŞ
Türkiye tarımı, aynı haritada yan yana duran fakat aynı sorunları yaşamayan bir sahadır. Bir ilçede su baskısı belirleyici riskken, başka bir ilçede girdi maliyeti, üçüncü bir ilçede işçilik, dördüncü bir ilçede ise pazar bağlantısı üretimin kaderini değiştirir. Bu farklılaşma, tarımı tek cümleyle anlatmayı zorlaştırır. Anadolu Çiftçi Meclisi tam bu noktada devreye girer ve sahadaki çeşitliliği kaybetmeden, ortak bir dil ve disiplinle yönetilebilir hale getiren bir kurumsal model önerir.
Bugün sahadan gelen bilgi, çoğu zaman parçalı kalır. Bazı bulgular güçlü biçimde görünür olur, bazı bulgular ise bağlam kaybeder, gecikir ya da aynı mesele farklı yerlerde farklı ifadelerle anlatıldığı için karşılaştırılamaz hale gelir. Sonuçta karar süreçleri, sahadaki gerçekliğin tamamını aynı netlikte taşıyamaz. Anadolu Çiftçi Meclisi, bu kopuşu azaltmak için tasarlanmıştır. Model, sahadaki deneyimi bir şikayet akışı olarak değil, kayıt altına alınmış, izlenebilir ve karşılaştırılabilir bir kamu politika girdisi olarak ele alır.
Bu proje, sahayı tek bir kalıba sokmadan, sahayı ortak bir standartla konuşturur. İlçe ve il düzeyinde toplanan her bulgu standart form seti ile kaydedilir. Bulgular kanıt sınıfı ile işaretlenir. Ardından doğrulama protokolü ile kontrol edilerek raporlanır. Böylece aynı konunun farklı havzalarda nasıl göründüğü, hangi koşulda hangi çözümün işe yaradığı, hangi riskin hangi eşikte krize dönüştüğü daha net okunur. Bu yaklaşım, raporu bir metin olmaktan çıkarır, ölçülebilir bir karar zeminine dönüştürür.
Anadolu Çiftçi Meclisi’nin sistemi, Türkiye’nin 30 tarım havzası mantığıyla çalışır. Havza ölçeği, ne yerelin detayını kaybedecek kadar geniş, ne de ulusal kararları etkilemeyecek kadar dardır. Projenin mimarisi bu nedenle havza bazında kurgulanır. Her havza kendi bulgularını, kendi risklerini ve kendi çözüm paketlerini üretir. Ulusal ölçekte ise havzalar arası kıyas, yalnızca aynı metodolojiyle üretildiği için anlamlı ve güvenilir hale gelir.
Anadolu Çiftçi Meclisi’nin raporlama takvimi tarım yılının ritmine göre tasarlanmıştır. Yılda iki kez, bir ekim dönemi öncesi ve sırasında, bir de hasat sonrası, ülke genelini kapsayan rapor seti üretilmesi hedeflenir. Böylece yılın başında riskler ve hazırlık ihtiyaçları daha görünür olur, yıl sonunda ise gerçekleşen sonuçlar daha ölçülebilir hale gelir. Bu iki rapor, sahayı konuşmaktan çıkarıp yönetim döngüsüne bağlayan temel çerçeveyi oluşturur.
Bu girişin amacı şunu netleştirmektir. Anadolu Çiftçi Meclisi, bir isim, bir toplantı veya bir temsil iddiası değildir. Anadolu Çiftçi Meclisi, sahadaki farklılaşmış gerçeği bozmadan, ortak standartla kayıt altına alan, kanıtla güçlendiren ve karar süreçlerine taşınabilir hale getiren bir ulusal saha yönetimi altyapısıdır. Bu altyapı kurulduğunda, üretici için sorunların görünür olması kadar çözümün izlenebilir olması, kamu için doğru önceliklendirme kadar uygulama etkisinin ölçülmesi, piyasa için arz sürekliliği kadar kalite ve güvenin güçlenmesi mümkün hale gelir.
ANADOLU ÇİFTÇİ MECLİSİ’NİN AMACI
Türkiye’nin tarımını herhangi bir bürokratik süzgeç ve makam, mevki, çıkar ilişkisi baskısı olmadan, sahada fiilen çalışan sektör temsilcilerinin doğrudan gözlemiyle kanıta dayalı biçimde yönetilebilir hale getirmektir. Bu amaç, üretimden tüketime uzanan zincirde ortaya çıkan sorunları sadece tespit etmekle sınırlı değildir, bu sorunları standartlaştırılmış veriye dönüştürerek havza ve ulusal ölçekte karşılaştırılabilir, izlenebilir ve hesap verebilir bir karar destek zemini oluşturmaktır.
Anadolu Çiftçi Meclisi’nin amacı, üretim, hasat, depolama, lojistik, pazarlama ve tüketim aşamalarının tamamında sahadan gelen sıkıntı, problem, risk ve çözüm önerilerini tek bir metodolojiyle kayıt altına almaktır. Bu kayıt, beyana dayalı bir derleme değildir. Her bulgu standart form seti ile toplanır, kanıt sınıfı ile etiketlenir, doğrulama protokolü ile kontrol edilir. Böylece sahadan gelen bilgi, havza düzeyinde konsolide edilen ve ulusal ölçekte birleştirilen karşılaştırılabilir rapor setlerine dönüşür.
Anadolu Çiftçi Meclisi’nin amacı, BM ve AB uygulama mantığıyla uyumlu biçimde üç temel güvenlik hattını aynı anda işletmektir. Birinci hat, tarafsızlık ve ayrımcılık yapmama yaklaşımıdır, farklı üretici profilleri, işletme ölçekleri, kadın ve genç üreticiler dahil tüm paydaşların sahadaki gerçekliği eşit ağırlıkla sisteme girebilir. İkinci hat, zarar vermeme ve veri koruma yaklaşımıdır, kişisel veri, ticari sır ve işletme itibarı korunur, paylaşım amaçla sınırlılık ve veri minimizasyonu ilkesine göre yönetilir. Üçüncü hat, şeffaflık ve hesap verebilirlik yaklaşımıdır, her raporun dayandığı veri, yöntem, sınırlılık ve düzeltme kayıtları izlenebilir şekilde tutulur, sahadan gelen geri bildirim için erişilebilir bir itiraz ve geri bildirim mekanizması işletilir.
Sonuç olarak Anadolu Çiftçi Meclisi’nin amacı, sahadan gelen bilgiyi aracı gündemlere teslim etmeden ortak akla dönüştürmek, havza ve ulusal düzeyde risk bantları, öncelik setleri ve uygulanabilir çözüm paketleri üretmektir. Bu sayede Türkiye tarımı için karar vericiler, piyasa aktörleri ve kamuoyu nezdinde, aynı metodolojiyle üretilmiş güvenilir, karşılaştırılabilir ve sonuç odaklı bir ulusal tarım karar destek zemini kurulmuş olur.
ANADOLU ÇİFTÇİ MECLİSİ TASARIM İLKELERİ
Bu metin, Anadolu Çiftçi Meclisi’nin kurumsal kuruluş mantığını, sahada çalışma disiplinini ve raporlama güvenilirliğini tanımlar. Tüm birimler için bağlayıcı referans çerçevesidir. Bu ilkelere uyum, görev, yetki, üyelik ve yayın süreçlerinde temel değerlendirme ölçütü olarak uygulanır.
- Tarafsızlık
Anadolu Çiftçi Meclisi, siyasi, ticari ve kişisel ajandalardan bağımsız çalışan bir saha platformudur. Kararlar kişi ve kanaate göre değil, veri, kanıt ve doğrulanabilir saha bulgusu üzerinden üretilir. Meclis adına yapılan her değerlendirme, kaynağı ve kanıt sınıfı belirtilerek kayıt altına alınır.
- Beklentisiz katılım
Meclis üyeliği bir menfaat alanı değil, sorumluluk ve saha hizmeti olarak işletilir. Katılımın karşılığı unvan, ayrıcalık veya kazanç değildir. Katılımın karşılığı, sahayı görünür kılan katkı ve ortak fayda üretimidir. Üyelik, etik kurallara uyum ve görev disiplini ile korunur.
- Saha gerçekliği
Meclis, masa başı kanaate dayalı değil, standart saha formu, kanıt izi ve doğrulama protokolü ile çalışan bir saha sistemidir. Her kayıt standart form ile alınır, her bulgu kanıt sınıfı ile etiketlenir, raporlar doğrulama örneklemi ile güçlendirilir. Bu düzen, yorum ile verinin karışmasını önler, raporların güvenilirliğini yükseltir.
- Şeffaflık
Meclis, karar ve rapor üretim süreçlerini şeffaf bir işletim düzeniyle yürütür. Toplantı gündemi, karar özeti, veri sözlüğü, metodoloji, sınırlılıklar ve itiraz mekanizması açık biçimde tanımlanır. Her rapor, hangi veriyle, hangi yöntemle ve hangi sınırlar içinde üretildiğini belirtir. Düzeltme ve güncelleme kayıtları izlenebilir şekilde tutulur.
- Çoğul temsil
Meclis, tek sesli değil, çoğul ve dengeli temsil modeliyle çalışır. Ürün grupları, işletme ölçekleri, bölgeler, kadın ve genç üreticiler dengeli biçimde temsil edilir. Bu temsil mimarisi, tek bir grubun sahayı temsil ettiği algısını önler, ortak aklı güçlendirir.
- Zarar vermeme
Meclis, raporlama ve iletişim dilini zarar vermeme ilkesiyle uygular. İşletme itibarı, kişisel veri, ticari sır ve yerel gerilimleri tetikleyebilecek içerikler titizlikle korunur. Meclis, kişi ve kurumları hedef alan suçlayıcı bir dil kullanmaz. Sorunları sistem ve veri üzerinden tarif eder, her tespiti çözüm ve iyileştirme önerisi ile tamamlar.
Bu tasarım ilkeleri, Anadolu Çiftçi Meclisi’nin sahada güven üreten, kanıta dayalı, ölçülebilir ve sürdürülebilir bir yapıda çalışmasını sağlayan ana omurgadır. Bu ilkelere uyum, tüm görev, yetki ve üyelik süreçlerinde bağlayıcı kriter olarak uygulanır.
ANADOLU ÇİFTÇİ MECLİSİ GEREKÇE
Türkiye tarımı tek tip bir yapı değildir. Her havzanın, her ilin hatta her ilçenin üretim, hasat, depolama, lojistik, pazarlama ve tüketime uzanan zincirde yaşadığı sorunlar farklıdır, aynı şekilde çözüm ihtiyaçları ve uygulanabilir araçlar da farklıdır. Buna rağmen mevcut sistemin temel yönetim dili çoğu zaman tek tip düzenleme yaklaşımıyla ilerler. Yönetmelik, tebliğ, genelge ve kararnameler genel çerçeveyi kurmak açısından elbette gereklidir. Ancak sahada uzun zamandır görülen gerçek şudur. Bu genel çerçeve, birçok başlıkta ortak zemini kurarken, her bölgenin tamamına aynı ölçüde hitap edememekte, havza bazındaki farklılaşmayı yeterince yakalayamamaktadır. Sonuçta bazı havzalarda doğru çalışan bir çözüm, başka bir havzada sınırlı etki üretir ya da uygulanabilirlik sorunu doğurur. Anadolu Çiftçi Meclisi bu nedenle gereklidir, çünkü tarımda mesele sadece üretmek değil, doğru ürünü doğru yerde, doğru zamanda, doğru pazara bağlayabilmektir ve bunun için havza bazında farklılaşmayı bozmayan bir karar destek mekanizması şarttır.
İkinci gerekçe, sahadan karar vericiye giden bilginin süreç içinde bürokratik filtreler ve farklı yorum katmanlarıyla zayıflamasıdır. Saha raporları kademeler arasında özetlenirken bağlam kaybolabilir, öncelik sırası değişebilir, kanıt izi zayıflayabilir. Böyle olunca karar vericinin önüne çoğu zaman sahadaki gerçeğin bütününü taşıyan, karşılaştırılabilir ve izlenebilir bir veri seti değil, parçalı ve farklı dillerle yazılmış yorum metinleri gelir. Bu durum, kaynakların doğru önceliklere yönelmesini zorlaştırır, erken müdahale fırsatlarını kaçırır ve kamu politikalarında etkiyi düşürür. Tarım gibi iklim, maliyet ve piyasa şoklarına açık bir alanda karar kalitesini yükseltmenin yolu daha fazla toplantı yapmak değil, sahayı aynı metodolojiyle düzenli biçimde ölçmek, doğrulamak ve ulusal ölçekte kıyaslanabilir rapora dönüştürmektir.
Üçüncü gerekçe, mevcut düzenleyici çerçevenin hazırlanma süreçlerinde sahaya dayalı çalışmanın ve çoğul temsiliyetin yeterince güçlü kurulamamasıdır. Yönetmelik, tebliğ, kararname ve genelge hazırlanırken sahadan beslenen, sistematik, standardize edilmiş ve doğrulanmış veri havuzu zayıf kaldığında düzenlemeler doğal olarak genelleşir. Bu genelleşme, bazı havzalarda uygulanabilirlik sorununa, bazı havzalarda da beklenen etkinin gecikmesine yol açar. Bu gecikme, çiftçinin gelir öngörülebilirliğini zayıflatır, pazar sürekliliğini bozar, kamu kaynaklarının etki verimini düşürür. Anadolu Çiftçi Meclisi, sahayı temsil eden kişilerin yalnızca konuştuğu değil, sahayı ölçtüğü ve kanıtladığı bir düzen kurarak bu açığı kapatmayı hedefler. Böylece düzenleyici çerçeve, sahadan gelen doğrulanmış veriyle beslenir, her havzanın ihtiyacı ve uygulanabilir çözüm yolu daha net görünür.
Anadolu Çiftçi Meclisi’nin gerekçesi, bu üç sorunu tek bir kurumsal disiplinle çözmektir. Model, sahada fiilen çalışan sektör temsilcilerinin üretimden tüketime uzanan zincir boyunca gördüğü sıkıntı, problem, risk ve çözüm önerilerini standart form seti ile kayda alır, her bulguyu kanıt sınıfı ile etiketler, bulguları doğrulama protokolü ile kontrol eder. Böylece aynı veri diliyle üretilmiş raporlar 30 havza düzeyinde karşılaştırılabilir hale gelir, ulusal ölçekte risk bantları ve öncelik setleri üretmek mümkün olur. Karar vericinin önüne yalnızca şikayet listesi değil, her havza için uygulanabilir çözüm paketleri, sorumlu paydaş haritası ve izlenebilir KPI seti gelir.
Bu yapı aynı zamanda eşit ve çoğul temsil ihtiyacının da doğrudan cevabıdır. Havzalar arası üretim yapısı, su baskısı, işletme ölçeği, ürün deseni ve pazar erişimi farklıdır. Bu farkları tek bir genelleme diliyle yönetmek bazı havzaları görünmez kılar. Anadolu Çiftçi Meclisi, her havzada aynı rol dengesiyle çalışan temsil mimarisiyle hem adaleti hem de karşılaştırılabilirliği güvence altına alır. Raporlama dili, kişi ve kurumları hedef almadan, zarar vermeme, veri koruma, şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkeleriyle yürütülür. Bu yaklaşım, BM ve AB uygulama mantığında aranan kanıta dayalı karar alma, paydaş katılımı, şeffaf yönetim ve uyum disiplini ile uyumludur.
Sonuç olarak Anadolu Çiftçi Meclisi’nin gerekçesi şudur. Türkiye tarımında sahadan gelen gerçekliğin bürokratik katmanlarda kaybolmadan, havza bazında farklılaşmayı koruyarak, tek metodolojiyle ölçülen ve doğrulanan bir ulusal karar destek girdisine dönüşmesi zorunludur. Bu mekanizma kurulduğunda üretici için daha öngörülebilir gelir zemini, kamu için daha doğru önceliklendirme, piyasa aktörleri için daha güvenilir arz sürekliliği ve kalite standardı, ülke için ise daha güçlü gıda arz güvenliği ve kırsal kalkınma kapasitesi ortaya çıkar.
ANADOLU ÇİFTÇİ MECLİSİ’NİN HEDEFİ
Anadolu Çiftçi Meclisi’nin hedefi, her ilin ve her havzanın kendine özgü sorun, sıkıntı, risk ve çözüm önerilerini hiçbir bürokratik süzgeç, makam, mevki ve çıkar ilişkisi etkisine girmeden, doğrudan sahada çalışan sektör temsilcilerinin gözlemiyle toplayıp kanıta dayalı bir ulusal karar destek girdisine dönüştürmektir. Bu hedef, üretim, hasat, depolama, lojistik, pazarlama ve tüketim zincirinin tamamında ortaya çıkan bulguların standart form seti ile kayıt altına alınmasını, kanıt sınıfı ile etiketlenmesini ve doğrulama protokolü ile kontrol edilmesini zorunlu kılar. Böylece 30 havza temelinde üretilen raporlar, havza ve ulusal ölçekte karşılaştırılabilir, izlenebilir ve hesap verebilir bir referans seti haline gelir.
Bu hedefin kurumsal çıktısı, her havza için ayrı ayrı yapılan havza bazlı değerlendirmelerin karar vericilere düzenli biçimde sunulmasıdır. Sunulan rapor, yalnızca sorun tespiti değildir, her havza için uygulanabilir çözüm paketi, sorumlu paydaş haritası ve ölçülebilir KPI setiyle birlikte tasarlanır. Bu yaklaşım, BM ve AB’nin kamu politikalarında esas aldığı kanıta dayalı karar alma, paydaş katılımı, şeffaflık, zarar vermeme ve veri koruma mantığıyla uyumlu bir raporlama disiplinini hedefler.
Hedef bileşenleri ve sembolik ulusal görünürlük hedefi
- 30 havza için ayrı rapor disiplini kurmak: Her havzanın raporu ayrı üretilir, ayrı değerlendirilir, havzalar arası kıyas yalnızca aynı metodolojiyle ve aynı kanıt sınıfı standardıyla yapılır.
- Karar vericiye doğrudan sunum mekanizması oluşturmak: Havza raporları ve ulusal konsolidasyon raporu, ilgili kamu kurumlarına ve politika yapıcılarına düzenli takvimle sunulur.
- TBMM’de yılda en az bir kez Çiftçinin Günü oturumu hedeflemek: Anadolu Çiftçi Meclisi’nin ulusal raporunun TBMM’de ele alınacağı, Meclis kayıtlarına geçecek şekilde sektör temsilcilerinin dinleneceği özel bir oturumun kurumsallaşması hedeflenir. Bu çerçevede TBMM’nin 600 milletvekilinden oluşan yapısıyla aynı sayıda 600 kişilik MECLİS bileşeninin sembolik karşılığının görünür kılınması amaçlanır.
- Oturum tarihini Dünya Çiftçiler Günü ile ilişkilendirmek: Türkiye’de 14 Mayıs tarihi Dünya Çiftçiler Günü olarak kabul edildiği için, bu oturumun mümkünse 14 Mayıs haftasında yapılması hedeflenir.
- Tarım politikalarında referans rapor kabulü sağlamak: Devletin tarım politikaları oluşturulurken, Anadolu Çiftçi Meclisi’nin rapor setinin “sahadan doğrulanmış” referans rapor olarak dikkate alınacağı bir uygulama disiplininin yerleşmesi hedeflenir.
Bu hedef, çiftçinin sahadaki gerçekliğini temsil eden bir söylem üretmekten daha ileri bir noktayı tarif eder. Anadolu Çiftçi Meclisi, sahadaki veriyi standartlaştıran, doğrulayan ve ulusal ölçekte karar desteğine çeviren, havza bazında farklılaşmayı koruyan bir ulusal tarım karar destek sistemi hedefler.
Anadolu Çiftçi Meclisi’mizde yer alma isterseniz info@tarimkon.org adresine mail göndermeniz yeterlidir. Uzmanlarımız size geri dönüş sağlayarak işlemlerinizi tamamlamanıza yardımcı olacaktır.
Bu amaçlar doğrultusunda Uluslararası Tarım ve Gıda Konfederasyonu olarak Tarım ve Orman Bakanlığı’na proje olarak sununmuş, Bakanlığımız projemizi kabul etmiş, tarafımızdan yılda en az 2 kez hazırlayacağımız raporu beklemektedir.
Ayrıca UZEYAD ve TARIMKON olarak Cumhurbaşkanlığı himayelerinde başlatılan BENİ HAFİFE ALMA PROJESİ kapsamına alınmıştır.
