“Daha Yeşil Yarınlar İçin Hassas Tarım: Sürdürülebilir Tarım Savunuculuğu” projesi kapsamında 9-12 Haziran 2026 tarihlerinde Atina’ya düzenlenen teknik ziyaret, hassas tarımın sahadaki somut kazanımlarını yerinde görme imkânı sundu. Yeşil Kalkınma Derneği ve TARIMKON koordinasyonunda; çiftçiler, ziraat mühendisleri ve teknik ekipten oluşan heyet, Yunanistan ortağı KEAN’ın ev sahipliğinde üç gün boyunca akademik araştırma merkezlerini, yenilikçi üretim sahalarını ve sivil toplum kuruluşlarını ziyaret etti. Ziyaretten öne çıkan gözlemler, veri temelli tarımın yalnızca bir teknoloji tercihi değil, ölçülebilir bir verimlilik ve sürdürülebilirlik aracı olduğunu ortaya koydu.
Yapay zekâ amaç değil, araç
Ziyaretin ilk durağı olan Atina Tarım Üniversitesi’nde heyet, uluslararası bir konferansta Fraunhofer Enstitüsü Akıllı Tarım Bölüm Başkanı Dr. Philipp Wree’nin sunumunu izledi. Dr. Wree’nin ana mesajı netti: yapay zekâ tarımda bir amaç değil, uzman gözünü yorulmayan ve tutarlı sistemlere aktaran bir araç. Drone görüntülerinden yaklaşık 50 çayır türünü tanıyan sistemlerden, buğday başaklarını saniyeler içinde sayan üç boyutlu görüntüleme teknolojisine kadar aktarılan örnekler, bu yaklaşımın uygulamadaki karşılığını gösterdi. Üniversitenin tarım laboratuvarında ise ekimden hasada tüm sürecin koordinat bazlı izlendiği GPS destekli sistemler, uydu verisiyle bitki sağlığını hastalık belirtileri gözle görünmeden tespit edebilen NDVI analizleri ve yaprağın azot ihtiyacını dakikalar içinde ortaya koyan klorofil ölçerler uygulamalı olarak incelendi.
61 parselde sıfıra yakın israf hedefi
Gözlemlerin en çarpıcı bölümü, modern bir tarım işletmesi olan Agro-Farm’da gerçekleşti. İşletmede geleneksel gübreleme ile yazılım destekli hassas gübreleme sistemleri yan yana çalıştırılıyor ve bu, iki yaklaşımın doğrudan karşılaştırılmasına imkân veriyor. Yazılım, 61 pilot arazideki ürünlerin anlık gelişim verilerini ve toprak analizlerini işleyerek altı ayrı tanktaki besin elementlerini ürünün o anki ihtiyacına göre karıştırıyor; hazırlanan özel reçete, fertigasyon sistemiyle doğrudan bitki köküne ulaştırılıyor. Sonuçlar dikkat çekici: lokalize uygulamalar sayesinde kimyasal gübre ve pestisit kullanımında yüzde 25-35 oranında tasarruf sağlanırken, termal drone kameralarıyla yapılan su stresi analizleri ve damla sulama otomasyonu, geleneksel yöntemlere kıyasla yüzde 40’a varan su tasarrufu sunuyor. Termal görüntüleme, su stresini bitkide görünür solma başlamadan günler önce tespit edebiliyor; bu da müdahalenin verim kaybı oluşmadan yapılabilmesi anlamına geliyor.
Küçük işletmeler için yol: kooperatifler
Ziyaret, Türkiye ile benzer yapısal koşullara sahip Yunanistan tarımından önemli dersler de içerdi. Engebeli coğrafya nedeniyle küçük ve parçalı işletme yapısına sahip olan Yunanistan’da hassas tarım teknolojilerinin bireysel işletmeler yerine kooperatifler ve üretici birlikleri üzerinden yaygınlaştırılması öne çıkıyor. Ülkenin Avrupa Yeşil Mutabakatı hedefleri doğrultusunda yürüttüğü modellemeler ise dengeli bir dönüşüme işaret ediyor: akıllı gübreleme ve örtü bitkisi gibi koruyucu tarım uygulamalarının yaygınlaştırılmasıyla tarım kaynaklı sera gazı emisyonlarının yüzde 4-6 oranında azaltılabileceği hesaplanıyor.
Gençler ve sivil toplum denklemin parçası
Programın son gününde ziyaret edilen Atina merkezli sivil toplum kuruluşu KEAN’da, gençlerin tarıma yönlendirilmesi ve döngüsel ekonominin kırsala entegrasyonu üzerine yürütülen Erasmus+ ve AB destekli projeler incelendi. Oyun temelli çevre eğitimi araçlarından eko-girişimcilik eğitimlerine uzanan bu çalışmalar, teknolojik dönüşümün toplumsal ayağının da en az teknik altyapı kadar önemli olduğunu gösterdi.
Türkiye’deki pilot sahalara aktarılacak
Heyetin ortak değerlendirmesi, ziyaretin üç ayağında da (akademi, üretim sahası ve sivil toplum) aynı kültürün gözlemlendiği yönünde: kararlar sezgiye değil, ölçülebilir veriye dayanıyor. Ziyarette edinilen gözlemler doğrultusunda, Atina’da incelenen uydu bağlantılı bitki takip sistemlerinin proje pilot alanlarında sınırlı ölçekte uygulanması ve teknik dokümantasyonun proje ortaklarıyla paylaşılması önümüzdeki dönemin gündeminde yer alıyor. Ankara, Adana, İzmir, Sakarya ve Şanlıurfa’da yürütülen proje faaliyetleri, bu deneyimlerle güçlenerek devam edecek.

